Ama babası Mamo Ağa, onu zorla
alıp dağlara götürerek, gece dağ başında sürünün yanında yalnız
bırakarak, korktuğu şeylerle inadına yüzleştirerek bir savaşçı gibi
yetiştirmeye çalışır. Bir sabah Memed’i dağda, sürüsünün başında, gece
vurduğu kurdun yanında bulur. Memed şimdi de kara bir yılanla karşı
karşıyadır. Yılanla karşılıklı uzun uzun bakışırlar ve sonunda çekilen
kara yılan olur. Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.
Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!”
“Ben artık savaşçı Karayılan değil, çoban Memed’im.”Karayılan
babasından öğrendiği yiğitliği, gençliğinde yanında bulunduğu
Dergahbaşı İsmail Efendi’den edindiği ilimle ve felsefeyle tamamlar.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde askere giden Karayılan; yedi yıl süren
askerliğinden yorgun ve mağlup bir şekilde Antep’teki köyüne döner.
Antep, İngilizlerin işgali altındadır. Durumdan faydalanan çeteler
ortalıkta kol gezmektedir. Mamo, oğlunun hemen aşiretin başına
geçmesini ve gençleri silahlandırıp savaşmasını ister. Karayılan ise
babasını şaşkınlığa düşürerek; artık savaşamayacağını söyler: O artık
“Kahraman Karayılan” değil, “Çoban Memed” olmak istemektedir.
Çobanlığa niyet eden Karayılan için bu kararı uygulamak hiç de kolay
olmayacaktır. Karayılan sürekli seçimler yapmak zorunda kalır: askerlik
ve çobanlık… Babası ve eski dostları… Yeni tanıştığı Elvan ve
gençliğinden tanıdığı Sona… Aşkta ve savaşta Karayılan zaman zaman
yanılgılara da düşerek ilerlemeye devam eder.
Eline silah almamaya, savaşmamaya, sadece çobanlık yapmaya karar vermiş
Memed’in, haksızlığa ve zulme dayanamayarak yeniden eline silahını
almasının, Karayılan adının kahramanlaşmasının hikayesi…

