Sıla

SILA” bir ilke imza atıyor ve “SILA İLKÖĞRETİM OKULU” eğitime başlıyor!
Çekimleri çoğunlukla Mardin,Nusaybin ve Midyat’da yapılan “SILA” dizisinin yapımcı firması Most Production’ın, geçen sene başlattığı “SILA İLKÖĞRETİM OKULU”nun inşaatı tamamlandı. Tasarımını ve projesini mimar Berna Bora’nın gönüllü olarak yaptığı okulun temeli,Mayıs 2007’de Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Söğütlü köyünde atv yöneticilerinden, yapım firması temsilcilerine, yöre halkından, “SILA” dizisinin oyuncularına kadar büyük bir kalabalığın katılımıyla atıldı. “SILA” dizisinin yapımcıları ile oyuncuları,dizinin cehalete karşı eğitim misyonunu gerçeğe dönüştürme hedefiyle,aynen dizinin senaryosunda olduğu gibi töreyle,cehaletle mücadeleye giriştiler… Söğütlü köyünde 5 sınıfın bir arada eğitim görebildiği çok ilkel bir bina mevcut idi. Bu duruma hassasiyetle yaklaşan “SILA” dizisi yapımcıları, Söğütlü köyü çevresindeki diğer köylerden 400 öğrencinin de taşımalı sistem ile eğitim göreceği bu projeyi hayata geçirdiler.Proje kapsamında “SILA İLKÖĞRETİM OKULU”nda fen laboratuarı,bilgisayar odası ve ayrı binada da kültür evi hizmete girecek.
İşte bu büyük projenin resmi açılışı, emeği geçen herkesin katılacağı çok anlamlı bir günde gerçekleşiyor! “Öğretmenler Günü” olan 24 Kasım’da medya, sanat ve iş dünyasının önde gelen kişilerinin de katılımı ile gerçekleşecek olan tören, çeşitli müzik ,folklor gösterileri ve sanatçı röportajları ile renklenecek ve aynı gün atv ekranlarında 14.50’de yayınlanacaktır.

Arka Sokaklar

arka sokaklar

Kanal D’nin dizisi “ArkaSokaklar”da başrolleri, Zafer Ergin, Gamze Özçelik, Şevket Çoruh, Özgür Ozan, Uğur Pektaş, Pınar Aydın, Filiz Taçbaş, ve Figen Evren paylaşıyor.
Yapımını Erler Film’in, yapımcılığını Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, yönetmenliğini Orhan Oğuz’un yaptığı, senaryosunu Ahmet Yurdakul ve Ozan Yurdakul’un yazdığı dizide; İstanbul Polis Teşkilatı Asayiş Şube’de görev yapan 5 kişilik polis timinin aile yaşamları ve İstanbul sokaklarındaki maceraları, mizah süzgecinden de geçip, eğlenceli ve keyifli bir anlatımla ekrana gelecek.
Sevinçte, kederde, aşkta ve yalnızlıkta her zaman birbirlerinin yanında olan polislerimiz, “Birliktelik ruhu” ve “Mücadele azmiyle” kötülerin korkulu rüyası olacaklar.

Doktorlar

doktorlar

Türkiye’ nin en iyi hastanesi yeni asistanlarıyla yeni bir güne başlamaktadır Ela, Zenan, Burak, Kader ve Hasan! Farklı karakterleri ama ortak bir hedefleri vardır onların. İyi bir doktor olmak!

Ela; ünlü bir cerrahın kızıdır. Herkesin düşündüğünün aksine bu durum hayatını hep daha da zorlaştırır. Hastanede geçecek günlerini zorlaştıracak biri daha vardır. Pek de hoş bir tanışma geçirmediği beyin cerrahı Levent

Nedeni belirlenemeyen epilepsi krizi geçiren ünlü aktör ilk hastasıdır. Ölümün sınırından dönen aktör, çekilmez davranışlarıyla Ela�yı da canından bezdirir.

Zenan diğerlerine hiç benzemez. Sert, kuralcı, hırslı biridir. Hastaneye getirilen töre kurbanı genç bir kızın dramına ortak olur. Hem bir doktor hem de doğulu bir kadın olarak.

Kader; kusursuz güzelliği başına hep bela olmuştur. Güzel olmak zordur, hem doktor hem güzel olmak daha da zordur. Ancak o kimsesiz büyümenin acısını, doktor olabilmek için çektiği zorlukları asla belli etmez.

Hasan; hastaneye gelen yeni evli çifti mutlu edebilmek için elinden geleni yapar. Kocası kalp ameliyatına giren geline bir söz verir. Oysa doktorluğa başladığı ilk gün alacağı bu ders oldukça ağır olacaktır. Üstüne bir de girdiği ameliyatta yaşadıkları O artık bir MB dir. Yani doktorların kendi aralarında dedikleri gibi Morg bekçisi!

Burak, fazla yakışıklı fazla ukaladır. Her şeyi çok iyi bildiğini düşünür. Tam bir baş belasıdır yani. Cerrahi Bölüm şefi Haldun’ la karşı karşıya gelecektir. Gestapo lakabıyla bilinen ve yeni doktorların şefi Dr.Fikret ise hepsinin kabusu olacaktır.

En az Levent kadar parlak bir kariyere sahip olan Dr. Suat’ ın ise tek bir amacı vardır. Haldun’ dan boşalacak yere geçebilmek. En büyük rakibi de Levent’ tir elbet. Başarılı, sürprizlerle dolu, yakışıklı romantik biraz da gizemli biridir o. İlk tanıştıkları andan itibaren Ela ile aralarında kopmayacak bir bağ oluşacaktır.

Ezo Gelin

ezo gelin

Ezo, annesini ve babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Çok çocuklu yakın bir akrabasının yanında biraz evlatlık, biraz besleme gibi büyütülür. Oldukça zeki, hırçın, isyankar yaradılışlı bir kızdır. İlkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra okumasına izin verilmez. O da tarlada bahçede canını dişine takarak çalışmaya başlar. Büyüdükçe güzelleşen, güzelleştikçe de köydeki delikanlıların ilgisini çeken Ezo’ya kimse bir türlü yanaşamaz. Bir kere kız çok hırçındır ve tepesi atınca ne yapacağı belli değildir, kaldı ki, köyün en yakışıklı delikanlısı Ömer de Ezo’nun kalbini çoktan çalmış, cebine koymuş ve askere gitmiştir.

Asker yolu gözleyen Ezo, hasretliğin son günlerini saymaktadır artık. Ömer’in teskeresini alıp köye gelmesine, babalığından kendisini isteyip gelin etmesine sayılı gün kalmıştır. Köyün en varlıklı adamı Bilal Ağa, Ezo’ya talip olup zaman zaman zorluklar çıkarsa da vuslata mani olamaz. Ömer ve Ezo şanlı bir düğünle evlenirler. Mutluluğun doruğundadır iki genç. Ömer’in baba evinde Demirci Dinar Baba, Hacer Ana ve Ömer’in kardeşi Cin Ali ile mutlu mesut bir hayta başlarlar.

Artık onca insan bir tek demirci ocağından nasiplenmeye başlamışlardır. Ancak Ömer’in, Ezo’yla kurduğu yeni yaşantısına dair düşleri, idealleri vardır. Sonunda Ezo’yu da ikna eden Ömer, asker arkadaşı Recep’in iş teklifini kabul eder ve uzun yol şoförlüğüne başlar.

Önceleri her şey iyi gider, genç çift geçimlerini rahat rahat sağlamaya başlarlar ancak ilerleyen zaman birçok acı sürpriz getirip koyar önlerine. Ömer’in kullandığı kamyon bir gün saldırıya uğrar ve Ömer’in ölüm haberi ile yanıp kavrulur bütün köy. Canı herkesten çok yanan Ezo bir türlü inanmaz Ömer’inin öldüğüne. Gece gündüz demeden kocasının yolunu gözlemeye devam eder. İnsanlar delirdi deseler de onun için Ezo, Ömer’den asla vazgeçmez..

Gün gelir Ezo, yaralı bir kalp ve bir avuç hatırayla yollara vurur kendini. Artık hem töreye, hem hayata hem de ayrılık acısına tek başına kafa tutmak zorundadır. Kalbinde ve hayallerinde yaşattığı Ömer’den güç alır Ezo, dimdik durur her zorluğa karşı. ‘Hiçbir rüzgara boyun eğmem artık’ diye düşündüğü bir gün alt üst olur bütün yaşamı; o gün, öldü sanılan Ömer’i, sevdiği, ömrünü verdiği adamı kanıyla canıyla tekrar karşısında gördüğü gündür!

Kurtlar Vadisi Pusu

kurtlar vadisi pusu

Kurtlar Vadisi Pusu işadamı Çağrı Toros’ a yapılan suikastla başlıyor. Olayı bir terör örgütü üstlenmiş ve eylemin tetikçileri yakalanmıştır.

Ancak Polat Alemdar, suikastın arkasında açıklananlardan başka nedenler ve güçler olduğuna inanmaktadır. Öncekiler gibi bu davanın da gerçek failler bulunmadan kapanmamasını ister. Artık faili meçhuller, sebep ve sonuçlarıyla, çağın en önemli silahı olan para üzerinden takip edilecektir.

Adım adım delillere ulaşmaya başlayan Polat, Toros Ailesi’ yle doğrudan temas kurmaya çalışır. Benzer eylemlerde uygulanan stratejilerin tekrarlanacağı beklenirken, kötü bir sürprizle karşılaşılır.

Dudaktan Kalbe

dudaktan kalbe

Ünlü müzisyen Hüseyin Kenan Gün�ün çocukluğu nüfuzlu bir adam olan dayısı Saib Paşazade�nin yanında zorluklar içinde geçmiştir. Saib Bey, onun rızası olmadan evlenen kız kardeşi Melek Hanım�ı hiç affetmemiştir. Melek Hanım, hırsızlık suçuyla mahkum olan kocası hapishanede ölünce, oğlu Kenan ve kızı Afife�yle ortada kalmış ve ağabeyinin yanına sığınmıştır. Saib bey, etrafa karşı mecburiyetten onlara kucak açmış gibi görünse de, kızkardeşinin hatasını sürekli yüzüne vurarak, onları barındırmakla büyük iyilikte bulunduğunu başlarına kakarak hayatlarını zindana çevirmiştir.

Dayısı tarafından sürekli horlanan, itilip kakılan, hatta hırsızlıkla bile suçlanan Kenan, insanlardan uzak bir derviş gibi yaşayan Şem-i Dede�yle tanışıp, onun neyini dinleyince müziğe ilgi duymaya başlamış, bu konuda yetenekli olduğunu fark etmiştir.

Dayısı onun müzik eğitimi almasına şiddetle karşı çıkmış, liseden sonra mühendislik eğitimi alması için ısrar etmiştir.

Mühendis Kenan�ın arkasında kırık bir aşk hikayesi vardır. Lise arkadaşı Leyla�yı çok ama çok sevmiştir, ama Leyla zengin bir ailelenin kızıdır. Kenan ise dayısının yanında sığıntı gibi büyüyen fakir bir gençtir. Kenan kendini ona layık görmediği için genç kızı reddetmek zorunda kalmış, bir sene sonra Saib Bey�in oğlu Cemil�le nişanlandığını öğrenmiştir. Çok acı çekmiştir Kenan, içine kapanmıştır. Bütün hayatının yoksulluk ve başarısızlıklarla geçeceğine inanmaktadır. Bu yarım kalan aşk onun ruhunda kapanmayan yaralar açacak, aşka inancını yitirecektir.

Mühendislik eğitimini tamamlarken müzikle ilişkisini hiç kesmemiş, okulu bitince de mesleğini yapmak yerine müzik öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Bir arkadaşının tavsiyesiyle Avrupa�ya giderek müzik eğitimini ilerletmeye karar verir. Bu arada kız kardeşi Afife evlenmiştir. Melek Hanım elinde kalan son mal varlığı küçük bir dükkanı satarak, oğlunu Avrupa�ya gönderir.

Yıllar sonra Hüseyin Kenan�ın büyüdüğü eve dönüşü muhteşem olur. O artık, şarkıları dillerden düşmeyen ünlü bir müzisyendir. Belediye Başkanlığına oynayan dayısı, şimdi onunla gurur duymakta, şöhretinden kendine pay çıkartmakta, Kenan�ı yere göğe sığdıramamaktadır.

Şimdi Dayısının Oğlu Cemil�le mutsuz bir evliliği olan Leyla ise pişmandır. Cemil, geçmişte kalan bu aşk hikayesini bilmemektedir. Onun başarısını kıskanmaktadır.

Kenan da çok değişmiştir, ünlü olmanın bütün nimetlerinden yararlanmaktadır. Komşularından evli kadın olan Nimet Hanım�ın ilgisine karşılık verir.

Nimet Hanım Kenan�la buluşmaya giderken, dikkat çekmemek için, Lamia�yı da yanında götürmektedir.

Lamia uzak akrabalarının yanında büyüyen yetim bir genç kızdır. Hüseyin Kenan hayranıdır. Kendi rızası bile sorulmadan, akrabalarının takdiriyle nişanlandığı gencin askerliğinin bitmesini beklemektedir. Evin bütün işi omuzlarındadır. Nimet Hanımın onu yanında taşıma sebebini bildiği halde işten güçten ve pek de sevilmediği bu evden ara sıra uzaklaşmak Lamia�ya da iyi gelir, ama bu durum zamanla Lamia�ya acı vermeye başlar.

Lamia Kenan�a aşık olmuştur.

Tatlı Bela Fadime

tatlı bela fadime

Fadime,güzeller güzeli Karadenizli bir kızdır.Annesi Nazife ve ninesi Kadife ile birlikte Trabzon�un bir köyünde yaşamaktadırlar. Balıkçılık yapan babası Reis, karısı ile geçinemediği için evini terk etmiş, güzel bir Rus olan Tanya ile birlikte ayrı bir eve yerleşmiştir. Oğlunun evi terk etmesinden gelinini sorumlu tutan Kadife, Nazife ile hiç geçinememektedir. Fadime de sık sık tatlı kavgalara tutuşan ninesi ve annesi arasında kalmaktadır.

Köyün delikanlıları Fadime için yanıp tutuşmakta, Fadime�nin gözü ise kimseyi görmemektedir. O hayallerindeki prensi beklemektedir evlenmek için.

Levent ise İstanbul�da yaşayan ve çok zengin bir ailenin yakışıklı oğludur. Annesi Müzeyyen, babası Hulusi ve dedesi Temel en yakın olduğu kişilerdir. Dedesi Temel Levent�ten Trabzon�a gidip doğduğu ve daha önceden kendilerine ait olan eski evlerini satın almasını ister.

Levent yanında yakın arkadaşları olan Vedat ile birlikte Trabzon�a gider. Dedesinin söylediği evi bulurlar, ev Fadime�nin ninesinin evidir. Değerinden çok fazla para teklif edilmesi karşısında şaşıran ve bunda bir iş olduğunu düşünen Kadife evi satmak istemez.

Arkadaşları ile birlikte rafting yapan Levent kaza geçirir ve derede kaybolur.

Fadime baygın haldeki Levent�i kurtarır ve evine götürür. Fadime gördüğü bu yakışıklı gencin evlenmek için beklediği hayallerinin prensi olduğunu düşünmektedir.

Levent Kadife�nin ilaçları sayesinde iyileşmeye başlamıştır. Kendine geldiğinde uyumakta olan Fadime�yi gören Levent onun güzelliği karşısında büyülenir, yanına yaklaşıp Fadime�yi öpmeye kalkar. Uyanıp tüfeğine sarılan Fadime namusunun kirlendiğini ve evlenmeleri gerektiğini söyler, aksi takdirde namusunu temizlemek için onu öldürmesi gerekecektir. Levent çaresiz Fadime ile evlenmeye razı olur.

İmam nikahı kıyılan Fadime ve Levent düğün hazırlıklarına girişir ancak Levent mecbur kaldığı için evliliği kabul etmiştir ve iş fazla uzamadan bu durumdan kendini kurtarmak istemektedir. Fadime�ye bir mektup bırakarak birlikte olmalarının imkansız olduğunu, imam nikahının da geçersiz olduğunu söyler. Fadime kararını verir Levent�in peşinden İstanbul�a gidip onu bulacak ve namusunu temizleyecektir.

Esref Saati

eşref saati

Eşref Saati’nde, şehrin büyüklüğüne meydan okuyan küçük hayatların yaşandığı bir eski İstanbul mahallesinde, can dostu bildikleri birbirlerine direnen iki inatçı adamın, asri zamanlarda hala “bir zamanlar”ı yaşayan iki eski zaman kabadayısının hikayesi anlatılacak.

Aynı mahallede doğan, aynı eli öpüp aynı raconla büyüyen, hiç uzlaşamayan ama hiç de ayrılamayan iki kabadayı olan Sarı Eşref ve Kara Eşref’in hikayesinin anlatıldığı Eşref Saati, bolca güldürecek, bazen hüzünlendirecek.

Pana Fim’in SHOW TV ekranında izleyici ile buluşacak bu yeni dizisinde Kara Eşref karakterini Yavuz Bingöl, Sarı Eşref karakterini ise Yetkin Dikinciler canlandıracak.

Uğruna hapis yattıkları Alemdar Ağa’dan aldıkları elle, boğaza nazır bir İstanbul semtinde yaşayan bu iki kabadayının can düşmanı, mahalleye yat limanı yapmak isteyen müteahhit olacak.

Birbirlerinin hem aynı hem de zıddı olan iki Eşref, sadece düşmana değil, birbirlerine de meydan okurken, tek bir zaafları olacak: O da birbirlerinin kız kardeşlerine duydukları aşk� Eşreflerin kız kardeşleri rolünde Özge Borak Şakrak var. Mahallenin terzisi Yadigar ise iki Eşref arasında uzlaşmanın adresi olacak. Yadigar karakterini Ahmet Uğurlu canlandırıyor.

Fikrimin İnce Gülü

Fikrimin İnce Gülü

fikrimin ince gülü

Amasra’da doğup büyüyen Zehra, üniversite okumak için İstanbul’a gelmiş ve 12 Eylül darbesinde yaşadıkları dolayısıyla Amasra’ya bir daha geri dönmemiştir, dönememiştir. Ardında sadece ailesini değil, çok sevdiği nişanlısı Mehmed Ali’yi de bırakmıştır. Hem de tek bir açıklama yapamadan… Zehra yıllarca Memed Ali’yi yüz üstü bırakmanın vicdan azabını yaşarken, Memed Ali de hayatının ilk ve tek aşkı Zehra’nın kendisini bırakmasının nefretini içinden atamamıştır… Zehra ve Memed Ali’nin yolları bir daha kesişmemek üzere ayrılmıştır.

Aradan uzun yıllar geçmiştir. Zehra başka bir adamla evlenmiş, bir çocuk sahibi olmuştur. Ama evliliği çok uzun soluklu olamamıştır. Memed Ali ise Zehra’nın en yakın arkadaşı Nefise ile evlenmiş ve iki kızı olmuştur. Ve artık masum, aşık Memed Ali değil, kasabanın korkulan ve saygı duyulan Belediye Başkanı olmuştur.

Zehra ve Memed Ali’nin yolları istemese de bir daha kesişecektir. Çünkü Zehra oğlu Özgür’ü uyuşturucu batağından kurtarmak için İstanbul’dan ve çevresinden uzaklaştırmak zorundadır. Ve Zehra’nın oğlunu kurtarmak için Amasra’dan başka gidecek yeri yoktur.

Zehra 25 yıl aradan sonra Amasra’ya, ailesinin yanına döner. Zehra’nın gelişi hem ailesinde, hem de kasabada şok etkisi yaratır. Ailesi Zehra’nın kardeşinin düğünü için Amasra’ya geldiğini zannetse de, çok geçmeden Zehra’nın temelli kalacağını öğrenecektir. Ama asıl mesele Memed Ali’nin bunu öğrendiğinde ne yapacağıdır. Memed Ali Zehra’yı gördüğünde hem içindeki nefret tekrar canlanacak, hem de yılların aşkını eskitemediğini anlayacaktır.

Zehra’nın ne pahasına olursa olsun İstanbul’a geri dönmeye hiç niyeti yoktur. Memed Ali de Zehra’nın bu kasabada bir yaşam kurmasına izin vermeye niyetli değildir. Zehra ve Memed Ali kendi aralarındaki hesaplaşmayı yaşarken, Özgür ve Memed Ali’nin kızı Gülendam da garip bir yakınlaşma yaşayacaklardır. Hem de anne babalarının arasındaki acı geçmişi ve hesaplaşmayı bilmeden…

kuzey rüzgarı

Ekber lakaplı Kuzey TAŞOVA, bundan 34 yıl önce beraber çalıştığı Necdet Aksu ‘nun ülke çıkarlarına ters düşen örgütlenmesinin farkına varınca bu düzene karşı çıkar. Bunun üzerine Necdet Aksu tarafından ölüm fermanı verilir. Ayrıca Necdet ‘in bir komplosuyla Ekber, polis tarafından kırmızı bültenle aranan bir kanun kaçağı durumuna düşer. Ekber’in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur. Hemen Rusya ‘ya kaçan Ekber, Rus polisince yakalanır. 34 yıl Rus hapishanelerinde her türlü eziyeti yaşayan Ekber için artık memlekete dönme zamanı gelmiştir. Çünkü Necdet Bey ölmüş, yerine ise Necdet ‘ten çok daha tehlikeli olan kardeşi Cahit bu büyük güç imparatorluğunun başına geçmiştir. Memleket için korkunç planları olan Cahit ‘in bu kirli oyunlarını bozacak tek kişi vardır. O da hiç hesaba katmadığı Ekber’ dir. Ekber ‘in bu intikam yolculuğunda yanında biri daha olacaktır. O da Necdet tarafından öldürülmüş olan Kardeşi Mehmet ‘in oğlu ‘Poyraz’ dır. Necdet ve Cahit, yeni doğmuş Poyraz’ ın da ölüm fermanı vermiş ancak bebeği Necdet ‘in karısı Saadet, kurnaz bir planla Ekber ‘in en yakın arkadaşı ‘Kanun Şevki’ ye teslim etmiştir. Necdet Bey cephesinde bu çocuğun yaşadığını sadece Saadet biliyordur. Eski bir kabadayı olan ‘Kanun Şevki’ bebeği teslim almış ve tam bir kabadayı olarak büyütmüştür. Poyraz, 27 yıllık bu hesapta amcası Ekber’ le birlikte kendi kan bağından olan adamların karşısına dikilecektir. Çünkü kan bağı babasının öldürüldüğü gün bitmiştir.

Pusat

pusat

Zafere giden yolda, çekilen çile kutsaldır!

Genç boksör Ali Pusat(Haluk Piyes), şampiyonluk maçı öncesinde yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle hapse girer. Şampiyonluk kürsüsüne çıkacakken altı yılını hapiste geçirmeye mahkum olur.

Yanlış bir anlaşılma yüzünden boks hocasıyla arası açılan ve sevdiği kız Hediye’ yi (Yasemin Balık) de kaybeden Ali, hapisten çıktığı gün yaptığı hataları düzeltmek ve şampiyonluk yolunda mücadelesini sürdürebilmek için yepyeni bir hayata başlar. Ancak yürüdüğü namuslu yolun tam ortasında karşısına çıkan, bahis dövüşlerinin dünyasını elinde tutan Kont(Emin Boztepe), Ali’yi tekrar belanın içine çeker.

Ali, temiz ve kirli iki dünya arasında kalır. Sevdiklerinin ve hocasının desteğiyle şampiyon olmak için çalışırken, Kont’ un kendisine altın tepside sunduğu her türlü imkândan da faydalanmak ister. Pusat zorlu pek çok seçim ve mücadeleyle karşı karşıya kalır. Ve anlar ki hayatın, ringden farkı yok. Ne kadar yumruk yerse yesin, ayağa kalkmak ve yaşamaya devam etmek zorundadır.

Arka Sırdakıler 30.bolum

http://www.youtube.com/watch?v=ALe1EBsIu24

Polat Alemdar Ailesi

Polat Alemdar Ailesi - Ekibi Karakterleri ve Hayat Öyküleri

POLAT ALEMDAR / Necati Şaşmaz

İlişkileri deşifre edip, sistemi çökertmek üzere mafyanın içerisine girmiş, çetelerin “Küresel Güçler” ile nasıl işbirliğine girdiğine şahit olmuş, gizli bir devlet görevlisidir. “Kurtlar Vadisi – Pusu”da Polat’ın misyonu yine akıl, cesaret ve organizasyon becerisi gerektirmektedir. Faili meçhulleri, sebepleri ve sonuçlarıyla, çağın en önemli silahı “para” üzerinden ortaya çıkarmak istemektedir. 21.asırda tüm dünyanın Avrasya için son kozlarını paylaştığını ve Türkiye’nin de Avrasya’nın kalbi olduğunu gören Polat, son görevi için ekibini yeni insanlarla genişletmiştir…

HALO AĞA / Sönmez Atasoy

Yıllarca uyuşturucu ve kaçakçılık işlerinin tam ortasında yer almıştır. Bu konulardaki bağlantıları, yöntemleri, araçları gayet iyi bilmektedir. Polat Alemdar’a can borcu olduğuna inanan Halo, tecrübesi ve bilgisini onun hizmetine sunar. Ekibin sözü dinlenen, sevecen, akil “Dayı”sıdır…


MEMATİ / Gürkan Uygun

Sokaklardan geldiği için fevri ve acımasızdır. Onun için sorun her zaman somut olmalıdır ve çözümler basittir. Olayların perde arkasıyla ilgilenmez. Polat Alemdar, operasyonlarda Memati’yi sağ kolu olarak kullanır. Doğrudan sonuca ulaşma yeteneği Memati’nin en önemli özelliğidir…

ABDÜLHEY / Kenan Çoban

Polat Alemdar gibi Abdülhey de devlet tarafından yetiştirilmiş özel bir ajandır. Stratejik konularda ve üst mafya-örgüt bağlantılarında uzmandır. Sessizliği, ne düşündüğünü asla belli etmemesi ve ketumluğu nedeniyle Polat’ın sırdaşıdır…


GÜLLÜ ERHAN / Erhan Ufak

Neşeli, hayalperest, bazen çocuksu ve sakar ama her zaman talihli oluşuyla dikkat çeker. Kadınlara olan ilgisi ve korkusu onda çelişik duygular yaşatır. Sempatikliğinin ve insanlarla çarçabuk kaynaşmasının farkındadır. Bunu kullanarak olmadık anlarda çözümler üretir…

DELİ HİKMET / Erdem Ergüney

Doğruculuğu, açık sözlülüğü, mantığına uymayan şeylere anında karşı çıkışlarıyla “Deli” namını hak etmiştir. Yaşanan her şeyin büyük bir planın parçası olduğuna inandığı için çok şüphecidir. Olayların perde arkasına dair yorumlar yapmadan duramaz. En dayanamadığı şey, insanların tepkisizliği, duyarsızlığıdır…

EREN / Kerem Fırtına

Eren, sorumluluk almak ve kendisini ispatlamak arzusundadır. Ancak dahil olduğu macerada, tecrübesizliği onun en büyük dezavantajıdır. Eren; naifliği, sağlam karakteri ve inancı ekipte yer almasını sağlamıştır…


TUNCAY KANTARCI / Osman Wöber

Bir dönem konseye girecek kadar yeraltı dünyasında yükselebilmiş, dış ticaret ve gümrük işlerinde uzmanlaşmıştır. Hassas ruhi dengesi bozulduğundan beri tedavi altındadır. Polat, yeni misyonunda ondan da faydalanmak istemektedir…

ÖMER BABA / Emin Olcay

Dingin, müşfik ve bilge bir insan olduğundan onu tanıyanlar kendisine ‘Ömer Baba’ diye hitap eder. Yaşadığı her türlü olumsuzluğu hoşgörü ve teslimiyetle kabul etmeyi ilke edinmiştir. İnsanları iyiye, güzele, doğruya davet eder. Ney üflemeyi ve ebru sanatı ile ilgilenmeyi sever. Polat, keskin kararlar alma arifesinde Ömer Baba’nın görüşlerine başvurur. Çünkü o; Polat ve adamlarının gönül zenginliğidir…


NAZİFE ANNE / Serpil Tamur

Ali Candan’ı yetiştirmiş, evladını bir kez toprağa verdikten sonra ona yeniden kavuşmuş, Polat ve ekibinin “anne” diye bildiği kadındır. Yaşadıkları onu merhamet ve acılar konusunda hassaslaştırmıştır.

TAMER SEVİLEN / Mustafa Dinç
Akademi’den mezun olduktan sonra elektrik-elektronik konusunda mastır yapmıştır. İstihbarat için gerekli olan dinleme-izleme sistemlerinde uzmandır…

Toros Ailesi Karakterleri ve Hayat Öyküleri

ALİ SELÇUK TOROS / Tamer Yiğit

Orta halli tüccar bir aileden gelmektedir. Yurt dışında okuduktan sonra kardeşi Çağrı ile birlikte ailenin işlerini genişletmeye başlamıştır. Su ve toprak politikalarıyla ilgilenip, teknolojik yatırımlar ve enerji işlerine yoğunlaşırken önü kesilmeye çalışılır. İşlerini tasfiye etmek veya her şeye yeniden başlamak arasında kalmıştır. Bir erkek evlada sahip olmak en büyük isteğidir…


AHU TOROS / Nefise Karatay

Selçuk Toros’un yeğenidir. İyi bir eğitim almış, bu sayede babası ve amcasına aile şirketlerinin yönetiminde yardım etmeye başlamıştır. Vakur ve kararlı yapısıyla kendisini yolundan çevirmeye çalışanlarla mücadele eder. Şüpheciliği ve yaşadıkları Polat’a karşı olan hislerinde ikircikler yaratmaktadır…


JÜLİDE TOROS / Sema Öztürk

Ali Selçuk Toros’un ikinci eşidir. Güce olan zafiyeti, ihtirasları Toros Ailesi’nin başına dertler açmaktadır. Ahu’yla anlaşamaması ama Selçuk’u çok iyi yönlendirebilmesi sürekli gerginlik kaynağıdır…


EROL ÖZNESİM / Levent Beceren

Amerika’da ekonomi eğitimi almış ve Toros Holding’in finans sorumlusu olmuştur…


UYGAR KAZASKEROĞLU / Edip Saner

Ailesindeki diğer erkekler gibi Uygar da hukuk eğitimi almış ve işinde uzmanlaşmıştır. Toros Holding’in Hukuk işlerinin başındadır…
Hazarbeyoğlu Ailesi Karakterleri ve Hayat Öyküleri

AHMET KUDRET HAZARBEYOĞLU / Bozkurt Kuruç

Hazarbeyoğlu Ailesi’nin en yaşlısı ve tüm işlerin birinci derecede sorumlusudur. Silah, insan ve uyuşturucu kaçakçılıklarından gelen paralarla, tekstil, doğal gaz ve turizm sektörlerine yatırım yapmıştır. Gelenekçidir. Ailenin kadınlarını işlerden uzak tutmuştur. Okumayı değil dinlemeyi, ille de gençlerin fikirlerini almayı sever. Kendi adını taşıyan torununu, veliahdı olarak görmektedir…


BEKİR HAZARBEYOĞLU / Hakan Pişkin

Ahmet Kudret Hazarbeyoğlu’nun oğludur. İşine titiz, aile bireyleriyle uyumlu, evladına düşkündür. Sekreteriyle olan ilişkisi en büyük zaafıdır.

MEHMET FİKRET HAZARBEYOĞLU / Neco

Ahmet Kudret Hazarbeyoğlu’nun kardeşidir. Abisinin işleri büyütmesi üzerine işlerin resmi tarafını devralmış, kendisini ailesine ve işlerine adamıştır. Abisi gibi büyük hırsları olmayan, risksiz iş alanlarına girmeyi tercih eden biridir…


İBRAHİM VELİD / Payidar Tüfekçioğlu

Hazarbeyoğlu Ailesi’nin illegal işlerinden sorumludur. Kendisi de sporcu olan İbrahim, ekibini spor salonlarından seçmektedir. Gaddarlığı, kesin itaat isteyen yapısıyla öne çıkar. Avcılığa düşkündür…

Kaçgar Ailesi Karakterleri ve Hayat Öyküleri

TURAN KAÇGAR / Selçuk Özer

Kaçgar Ailesi’ni ve şirketlerinin yönetmektedir. Aile şirketleri özellikle ilaç ve inşaat sektöründe etkindir. Kara para, kaçakçılık ve kumar işinde bölgenin en büyüklerindendir. Titiz, disiplinli, ceza sistemine inanan, hayatını kayıt altına almış, şaibenin her türlüsünden kaçan biridir. Ancak metresi onun en büyük zaaf noktasıdır…

KABİL KAÇGAR / Savaş Özdemir

Kaçgar Ailesinin veliahtıdır. Amcası Turan Kaçgar gibi zeki, gaddar, disiplinlidir. Yüzde yüz güven, yüzde yüz sevilme ve mutlak otoritesinin tanınmasını istemesi zaman zaman sorunlar çıkarmaktadır…


ASU MİRAY SONKAN / Zeliha Çal

Genetik ihtisasını Almanya’da tamamlayıp Türkiye’ye dönmüş bir tıp doktorudur. İşindeki başarısıyla Turan Kaçgar’ın dikkatini çekmiş ve onunla yakınlaşmaya başlamıştır…


HAKKI BAFRALI / Yılmaz Meydaneri

Yıllardır bir arada olduğu Turan Kaçgar’ın sağ koludur. Birçok kez evlenmesine rağmen erkek çocuğu olmamıştır. Ava meraklıdır ve özel bıçak, kılıç koleksiyonu vardır…

Karacadağ Ailesi Karakterleri ve Hayat Öyküleri

CELAL KARACADAĞ / Ecder Akışık

Kardeşi Cemal ile birlikte Karacadağ ailesinin başındadır. Eğitimini İngiltere’de tamamlamış ve Dünya Bankası’nda staj yaparken Elizabeth ile tanışıp evlenmiştir. Kayınpederinin derin ve karanlık bağlantıları sayesinde iş dünyasında önü açılmıştır. İkili ilişkilerinde kibar ve diplomatiktir…


CEMAL KARACADAĞ / Atsız Karaduman

Baba bir kardeşi Celal ile birlikte Karacadağ ailesinin başındadır. Eğitimini Fransa’da tamamlamış ve orada Josephine ile evlenmiştir. Ailenin işleri finans, bankacılık ve enerji sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca kara para ve kaçakçılık işlerinde de etkindirler. Büyük kumar tutkunu olan Cemal Karacadağ, hayatını bahisler üstüne yaşamaktadır…

ZAFER SASONLU / Emre Karayel

Celal ve Cemal Karacadağ’ın yeğenidir. Ne yapacağı belli olmayan biridir. Zaman zaman kibirli, kavgacı biriyken aniden neşeli olabilmektedir. Dayıları, Zafer’i kendi yerlerine veliaht olarak düşünmektedir…


BEDRİ FİNCANCI / Volkan Özgömeç

Karacadağ Ailesinin illegal işlerinden sorumludur. Gaddarlığı, kuralsızlığı nedeniyle çocuklara bile tetikçilik yaptırabilmektedir. Her iki kardeşe ayrı ayrı sadakati vardır…

Tataroğlu Ailesi Karakterleri ve Hayat Öyküleri

DAVUT TATAROĞLU / Can Gürzap

Tataroğlulları Ailesi ve şirketlerinin başındaki kişidir. Özellikle inşaat ve enerji işlerinde kartelleşmek istemektedir. Resmi silah distribütörlükleri vardır. İllegal yapılanmalarla uyuşturucu, kara para ve silah kaçakçılığı işlerine de girmiştir. Popüler spor ve sanatlara yatırımları, tarih, şecere bilgisiyle dikkat çeker…

FUAT TAMER TATAROĞLU / Ragıp Savaş

Davut Tataroğlu’nun oğludur. Mutsuz bir evliliği vardır. Aile işlerine pek karışmaz. Kadınlar, uyuşturucu ve heyecanın olduğu her şeyle ilgilenir…


İNCİ YILDIZ/ Sema Şimşek

Davut Tataroğlu’nun kızıdır. Kemal ile İngiltere’de okurken tanışıp evlenmiştir. Ailenin işlerine alt düzeyde başlamasına rağmen hırsı ve çalışkanlığı sayesinde yükselmeyi başarmıştır…
KEMAL YILDIZ / Özgür Yüksel

Davut Tataroğlu’nun damadıdır. Karısı İnci gibi o da Ekonomi eğitimi almıştır. Ailenin sağ kolu olan Yalçın’ın kardeşi olması da eklenince Kemal, Tataroğlu ailesinin karar verici üyelerinden biri haline gelmiştir…


YALÇIN YILDIZ / Zafer Algöz

Hukuk eğitimi almıştır. Davut Tataroğlu’nun legal işlerdeki sağ koludur. Asla kuralların dışına çıkmaz. Mukayeseli hukuku çok iyi bilir. Ailenin yurtdışı temaslarını sağlar. Mesafeli ama samimi, güvenilir biridir…

YALÇIN BULUT / Hüseyin Avni Danyal

Davut Tataroğlu’nun illegal işlerdeki sağ koludur. Çocukluğundan itibaren ailenin içerisinde yer almış ve Davut Tataroğlu tarafından özel yetiştirilmiştir. Tereddütsüz sadıktır.

MEMATİ EVLENDİ

Memati gizlice evlendi! 1

Memati gizlice evlendi! 2

Memati gizlice evlendi! 4

Kurtlar Vadisi’nde ‘Memati’ karakterini canlandıran Gürkan Uygun, dünya evine girdi. Ünlü oyuncu, ‘Biri Bizi Gözetliyor’ (BBG) isimli yarışma programından tanınan Şebnem Ceylan’la hayatını birleştirdi.

Kurtlar Vadisi 36.BOLUM FRAGMANI

http://www.youtube.com/watch?v=pfPbyb3WiJU



Kurtlar Vadisi Pusu’da bu hafta nefesler tutuluyor!Polat Alemdar Tuncay’ı İskender’in elinden kurtarmak için nasıl bir plan yapacak? Polat ve İskender arasında yaşanan nefes kesen takibin sonunda nasıl bir sürpriz yaşanacak? Hakkında infaz kararı verilen Muro, neden Polat Alemdar’la görüşmek isteyecek? Tataroğlu ailesinde gerginlik tırmanırken, Bulut, Yıldız’a karşı kimi kullanacak? Asu’nun evinde saklanan Hakan’ın akıbeti ne olacak?

Tüm bu soruların cevapları ve daha fazlası, Kurtlar Vadisi Pusu’nun 36. bölümünde…


SILA

sıla dizisi

Cansu Dere, sergi açan Muratcan Oğuz’u tebrik etti ve “Yardımın azı çoğu olmaz” dedi.

‘Sıla’nın davetinde okula yardım sergisi

‘Sıla’ dizisinin sezon kutlama yemeğine Muratcan Oğuz’un sergisi damga vurdu. Mardin fotoğraflarından oluşan sergiden elde edilen 15 bin YTL gelir, Sıla İlköğretim Okulu’na bağışlandı..

Başrollerini Cansu Dere ile Mehmet Akif Alakurt’un paylaştığı ‘Sıla’nın sezon kutlama yemeği önceki akşam Adile Sultan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Davete, Mardin Nusaybin’de yapılan Sıla İlköğretim Okulu yararına düzenlenen ‘Işık Doğudan Yükselir’ sergisi damgasını vurdu. Dizinin yapımcısı Mustafa Oğuz ile dizinin yönetmeni olan eşi Gül Oğuz’un ev sahipliğini yaptığı gecede; çiftin oğulları Muratcan Oğuz’un açtığı sergideki fotoğrafların satışından 15 bin YTL gelir elde edildi.

KARA YILAN

kara yılan

Bülent İnal Elvin Aydoğdu Elvin Aydoğdu Serap Aksoy Engin Akyürek Polat Bilgin Levent Ünsal Avni Yalçın

Set, ‘Alice Harikalar Diyarında’yı andırıyor

atv’nin sevilen dizisi ‘Karayılan’ın çekimleri sürüyor. Keyif içinde çalışan dizi ekibinden Begüm Birgören, “Bizim setimiz tıpkı ‘Alice Harikalar Diyarında’ gibi. Çok eğlenceli” diyor…

tv ekranlarında yayınlanan ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında Antep-Maraş-Urfa üçgeninde işgalcilere karşı verilen mücadeleyi anlatan ‘Karayılan’ adlı dizi, izleyicileri ekran başına kilitlemeyi sürdürüyor. Yapımcılığını Tomris Giritlioğlu’nun, yönetmenliğini ise Cem Akyoldaş ve Feride Kaytan’ın üstlendiği dizi, özellikle aksiyon sahneleriyle nefes kesiyor.

KONSEPT DEĞİŞTİ
Dizide ‘Karayılan’ı canlandıran Bülent İnal, çekimleri İstanbul Samandıra’da kurulan dev bir platoda gerçekleştirilen dizinin konseptinin 7. bölümden sonra değiştiğini söylüyor: “Senaristimiz ve yönetmenlerimiz değişince dizimizin formatı da biraz farklılaştı. Ama bizi bu değişiklikten çok, hava şartları zorluyor.” Dizinin diğer başrol oyuncusu Begüm Birgören, dönem projesinde rol almanın hem zevkli, hem de zor olduğunu söylüyor.

Saraybosna’daki Ölüm Çiçekleri

Saraybosna’daki Ölüm Çiçekleri

“Ölüm Çiçekleri - Saraybosna” dizisi, önümüzdeki günlerde Star TV’de yayınlanmaya başlıyor.

Avrupa’nın ortasında yaşanan savaş dramını konu alan “Ölüm Çiçekleri - Saraybosna” dizisi, önümüzdeki günlerde Star TV’de yayınlanmaya başlıyor.
ÖLÜMÜ göze alarak Bosna Hersek’teki savaşın ortasına gizli bir görevle gelen genç komutan Cemil’in yaşadıklarının anlatıldığı “Ölüm Çiçekleri” adlı dizinin çekimleri tüm hızıyla sürüyor. Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemir’in yapımcılığını

üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunda ise Turgut Yasalar oturuyor.
Başrollerinde Erhan Emre, Zeynep Beşerler, İlyas Salman, Levent Öktem ve Nihat Nikerel’in oynadığı dizi, 1992 yılında geçiyor. Müslümanları, yurtlarından söküp atmak için Çetnikler açık bir savaş başlatmışlardır. Bosna büyük bir soykırımın eşiğindedir. Cemil, eşini hastane odasında bırakıp Bosna’ya giden kahraman bir askerdir. Yelena ise Müslüman ve Türk düşmanı olarak büyütülmüş genç ve güzel bir kızdır. İki ayrı cephedeki Cemil ve Yelena’nın yolları Bosna’da kesişir. Yelena’nın babası katliamlar yapacak bir örgütün lideridir. Cemil ise bu katliamları önlemek üzere bu örgütün içine sızmakla görevlendirilmiştir.

Benim Annem Bir Melek

benim annem bir melek Kanser tedavisi gören Oya Başar iki buçuk yıl aradan sonra bir sit-com ile ekranlara dönüyor. Başar hastalığı döneminde yakınlarının ilgisinden dolayı sevgi arsızı olduğunu söyledi..

Göğüs kanseri teşhisi konan Oya Başar, iki buçuk yıl aradan sonra bir TV dizisi ile ekranlara dönüyor. Yapımcılığını Yılmaz Erdoğan’ın, yönetmenliğini Hakan Algül’ün, senaryosunu da Vasıf Küçükoruç’un üstlendiği ‘Benim Annem Bir Melek’ adlı TV dizisinde Oya Başar’ın yanı sıra Tarık Ünlüoğlu, Dolunay Soysert, Ali Ünal, Şehsuvar Aktaş ve Nilgün Belgün de rol alacak.

Diziyle moral buldu
Tedavisi devam eden Oya Başar saçlarındaki dökülmenin azaldığını belirten Başar şöyle konuştu: “İnsanlar çok ağladığı için biz bu dizide onları güldürmeye çalışacağız. Biraz kendi annemi oynayacağım. O yönden de çok heyecanlıyım” Başar, son zamanlarda tam bir sevgi arsızı olduğunu da anlattı: “Hastalığımda bana evlatlarım ve dostlarım çok büyük destek verdi. Her zaman yanımdaydılar ve beni güldürdüler. Beni öylesine şımarttılar ki sevgi arsızı oldum. Bu tip şeylerde insanın en büyük yardımcısı, çevresi ve kendi oluyor. Dünyaya yalnız gelip yalnız gidiyoruz. Olanları büyük bir olgunlukla karşılamak gerekiyor. Hayata severek bakıyorum ve her şeyin güzel olacağına inanıyorum. Olmazsa da gideceğimiz yer belli.”

Kaynak: Benim Annem Bir Melek Dizisi

Türker Tekin hayatını kaybetti

türker tekin Son olarak ‘Tek Türkiye’ dizisinde ‘Halo İbrahim’ rolünü oynayan Türker Tekin, hayatını kaybetti.

Zatüre teşhisiyle üç hafta önce hastaneye kaldırılan oyuncu Türker Tekin, hayatını kaybetti. Tekin, en son Samanyolu TV’de yayınlanan ‘Tek Türkiye’ dizisinde ‘Halo İbrahim’ rolünü oynuyordu.

25 Kasımda grip şikayetiyle gittiği hastanede boğazında tümör tespit edilen Türker Tekin, yaklaşık üç aydır radyo terapi tedavisi görüyordu. Hastalığını eşi Neriman Tekin’den saklayan Türker Tekin, doktorların ameliyat olması gerektiğini söylemesine rağmen diziye devam edemem düşüncesiyle de ameliyat olmayı kabul etmedi. Rahatsızlığı sebebiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Hasatanesi’nde 3 haftadır tedavi gören ünlü oyuncu Türker Tekin, akşam saatlerinde hayatını kaybetti.

Lost’un Sırrı, Çözüldü..

Dünya üzerinde, yüz milyonları ekran başına kilitleyen “Lost” dizisinin sırrı çözüldü. Andrew Smith adlı bir Amerikalı, senaryodaki gizemi çözüp “Seventh Seal Theory” adıyla internet sitelerine gönderdi. İşte Lost’un sırrı;
FISILTILAR KİME AİT? …

Ada, doğal bir mineral (Black Rock). Alvar Hanso’nun dedesi Magnus Hanso’nun niyeti, köleleriyle birlikte bu efsanevi “Black Rock”ı patlatıp elde edeceği madeni satmaktı. Bir fırtınaya yakalanarak karaya vurdular. “Magnus” kurtuldu, köleler öldü. Adayı terk etmek için bir sal inşa etti. Kölelerin çığlıkları kulaklarındaydı. Aslında onları gerçekten duyuyordu. “Black rock” elektromanyetik aktiviteyi, sesi, düşünceyi, hafızayı kaydediyordu. Aynı zamanda ona geleceğiyle ilgili sezgisel bir fikir de veriyordu. Bir gemi yapıp eve döndü. Gemisiyle adaya makul bir mesafede seyrederek meditasyon halinde, taşın ona gelecekle ilgili anlattıklarını telakki etti. Bunları ticaret hayatında kullanarak adanın sırrıyla birlikte varisi “Alvar Hanso”ya bırakabilecek kadar muazzam bir servete sahip olacaktı.
GİZEMLİ SAYILAR

“Valenzetti” adlı matematikçi, dünyanın sonuna dair “4,8,15,16,23,42” sayılarını içeren bir formül hesaplamıştı. Bu sayıların her yerde olduklarını ve dünyanın sonunun tahmininde önemli olduğunu iddia ediyordu. “Alvar”, formülü öğrendi ve adanın kendisine verdiği bilgiyle alakalı bularak “Valenzetti” ile “Dharma Girişimini”ni oluşturdu. Amaç bu sayıları değiştirerek dünyayı öngörülen korkunç sondan kurtarmaktı. “Alvar”, insanlığın iyiliği için adayı bazı kalifiye insanlarla paylaşması gerektiğini biliyordu. Bu yüzden bilim adamlarını ve psişik sınırlara dayanan güçlere sahip, özel çocukları adaya getirdi.
ADADAKİ İSTASYONLAR

Adada kurulan istasyonlarda kaderin değiştirilemezliği teorisini sınayan deneyler yapıldı. Bu deneylerden biri Swan’dı. Aslında test edilen şey, görevlerine olan inançlarının, kaderi yerinden bir milimetre oynatıp oynatamayacağıydı. İşe yaramadı. Sorunlu kaderin, adada hapsedilmesine karar verildi.
MERAK EDİLEN JACOB KİM?

Çocukların en özeli “Jacob”, zihniyle objeleri oynatabiliyordu. Madem “Black Rock” hafızayı depolayabiliyordu, “Jacob” da kayanın gücünün yoğun olduğu yere yerleştirildi ve bir bilim adamı ordusunun gözlemi altında kayadan kaderi emmeye çalıştı. Daha sonra “incident”(olay) olarak bahsedilecek patlama gerçekleşti. “Jacob”, bu patlamayla cismani formunu kaybedip, “Black Rock” tarafından emildi. Ama nesneleri hala oynatabiliyordu. Kendini taş halinde hareket ettirebiliyordu. Siyah bir toz bulutu halinde hareket edip, çeşitli şekillere bürünebiliyordu.
KADERİ DEĞİŞTİREMEDİLER

Patlama, enerjinin serbest bırakılmasını gerekli kılmıştı. Yoğunlaşan enerji bilim adamlarının kader üzerindeki araştırmalarının sürmesini sağlıyor, enerjinin periyodik olarak boşaltılması ise başka felaketleri önlemeye yarıyordu. “Swan”ın artık gerçek bir amacı vardı. Elektromanyetik enerjinin, “her 108 dakikada bir” yakındaki bir başka uyduya aktarılması gerekiyordu. Bu iş için, “Radzinsky ve Kelvin İnman” atandı. Fakat onlar, kaderin değişmeyeceğini düşündüler. Bununla birlikte “incident”(olay), dünyanın felaketine yol açacak olan bir anomali yaratmıştı. .
ADAYA ANOMALİYİ ÇEKTİ

Bakunin’e, bu anomalinin dünya üzerinde yarattığı etkiyi takip etme ve etkileyebileceği insanların profilini çıkarma görevi verildi. O da, “Flame İstasyonu” vasıtasıyla bu insanları buldu. Her biri bir şekilde düşen uçakla ya da birbiriyle bağlantılıydı. Anomali büyük dalgalar halinde büyüyecekti. Sonunda bir şekilde bütün bu insanlar aynı gün aynı saatte aynı uçağa bindirilerek adaya getirildiler. “Dharma”, kaderin rotasının tamirinde (course-correcting) ona yardımcı oluyordu.
Kaynak: Star Gazetesi

Daha önce katıldığı ’Bildiğin Gibi Değil’ programında festivalin kapanışı için ilginç bir elbise hazırlattığını söyleyen Nurgül Yeşilçay, dün akşam yapılan ödül gecesinde bu elbisesi ile dikkatleri çekti.

Siyah bir elbise giyen Yeşilçay’ın elbisesinin ön tarafında Türk Sineması’nın sultanı Türkan Şoray’ın resmi vardı. Her fırsatta Türkan Şoray’a olan hayranlığını dile getiren Yeşilçay’ın elbisesinin ön yüzünün büyük bir bölümünü kaplayan resim, özellikle sahneye çıktığında herkes tarafından görüldü.

Ulusal Filmler kategorisinde jüri üyeliği yapan Yeşilçay’ın ödül vermek için sahneye çıktığı esnada, elbisesindeki ayrıntı da yakın plan olarak ekrana getirildi.

..:: BENİM ANNEM BİR MELEK ::.

..:: BENİM ANNEM BİR MELEK ::.
Yeni Dizi
Bir gelin-kaynana hikayesi…Bir aile komedisi…Hepimizin ki gibi: Benim Annem Bir Melek!!!…
Ev hanımı Anne Neriman(Oya Başar); emekli dolmuş şoförü baba Cahit(Tarık Ünlüoğlu); baba mesleğini devam ettiren ve hala ailesiyle yaşayan büyük çocuk Metin(Şehsuvar Aktaş); karşı dairede oturan küçük oğlan Çetin(Ali Sunal); Çetin’in eşi Ece(Dolunay Soysert); Çetin’in patronu Hayrunisa Hanım (Nilgün Belgün); Metin’in nişanlısı Nalan (Ayçin İnci); Metin’in dolmuş durağının kahyası Bir-İki Sami (Bahtiyar Engin); dolmuş şoförü Artiz (Ufuk Özkan) ile çok eğlenceli bir hayatın penceresi açılacak…
Cadılığına çok cadı, ama bir o kadar da tatlı bir kaynananın etrafında; kocaman, mutlu ve çok komik bir aile!

“Benim Annem Bir Melek” atv’de başlıyor!

Yapım:
BKM
Yönetmen:
Hakan Algül
Senaryo:
Vasıf Küçükoruç
Oyuncular:
Oya Başar
Tarık Ünlüoğlu
Dolunay Soysert
Ali Sunal
Şehsuvar Aktaş
Nilgün Belgün
Ayçin İnci
Bahtiar Engin
Ufuk Özkan

Sandra Bullock Kaza geçirdi

Sandra Bullock Kaza geçirdiSandra Bullock

Amerikalı ünlü oyuncu Sandra Bullock ve eşi televizyon yıldızı Jesse James, geçirdikleri trafik kazasından yara almadan kurtuldular.

Polis, Massachusetts eyaletinde meydana gelen kazada, Bullock ve eşinin bulunduğu arabanın sarhoş bir sürücünün arabasıyla çarpıştığını kaydetti.

Araçların hurdaya döndüğü ancak kimsenin yaralanmadığı kazada, Bullock ve eşine çarpan aracın sürücüsü Lucille Gatchell’in, yasal olan alkol sınırını iki kat aştığı belirtildi.

Gece boyunca polise ifade veren 43 yaşındaki Bullock’un, Gatchell’in iyi olup olmadığından endişe duyduğu ifade edildi.

“Speed” (Hız Tuzağı) ve “Miss Congeniality” (Güzel Dedektif) gibi filmlerde rol alan aktrist, Massachusetts’de romantik komedi “The Proposal” filmini çeviriyor.

Mahsun Kırmızıgül, ABD’den iki ödülle döndü. 41.Uluslararası Houston Film Festivali’nde en iyi yabancı film ve en iyi yönetmen jüri özel ödülü alan ‘Beyaz Melek’ filminin yönetmeni Mahsun Kırmızıgül, Atatürk Havalimanı’nda hem mutlu hem gururluydu.

Kırmızıgül, THY’nin tarifeli seferiyle Chicago’dan İstanbul’a gelişinde kameraların karşısına filmin oyuncularından Fadik Sevin Atasoy’la çıktı. Kırmızıgül aldıkları ödülleri tiyatro ve sinema dünyasının en büyük ustalarına armağan ettiklerini söyledi. ABD’deki ödül töreninin ardından filmin oyuncularından Fadik Sevin Atasoy ile birlikte Türkiye’ye dönen Kırmızıgül, Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Festivalde Türkiye’ye en iyi şekilde temsil ettiklerini belirten Kırmızıgül “Beyaz Melek bir sevgi filmi.

BENİM İÇİN ÇOK ANLAMLI

Bu sevgiyi hisseden ABD’li sinemaseverlere, festival jürisine teşekkür ediyorum. Türkiye’de seyircinin gösterdiği duyarlılığı ABD’li izleyicilerden ve jüriden de gördük” dedi. Sinemanın evrensel bir anlatım dili olduğunu vurgulayan Kırmızıgül, ‘Benim için çok anlamlı bir ödül oldu. Bu iki ödülü benim filimde oynamış, yaş ortalaması 70 olan tiyatro ve sineme dünyasının en büyük ustalarına armağan etmek istiyorum” diye konuştu.

ÖDÜLÜ ALDI BAVULU KAYBOLDU

Kırmızıgül ayrıca festivalde kapanış filmi olarak gösterilmesinden dolayı gururlandığını da belirtti. Houston Film Festivali’nin dünyada en başarılı yönetmenler için bir köprü olduğunun altını çizen Fadik Sevin Atasoy ise “Hemen hemen hepsi ilk ödüllerini bu festivalde almış. Festivalin kapanışını Beyaz Melek ile yapmak gurur verici. Ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyoruz Çok mutluyuz” diye konuştu. Bu arada bavullarını bekleyen Kırmızıgül bir sürprizle karşılaştı. Kırmızıgül’ün bavulunu bir yolcu yanlışlıkla almıştı. Bavul karışıklığı kısa bir sürede çözüldü

Kendi filminin galasında yok

Mevlana Aşkın Dansı’ dramatik belgesel filminin galası yapıldı. Galaya filmde rol alan Özcan Deniz katılmadı…

Kendi filminin galasında yok

Yönetmenliğini ve senaristliğini Kürşat Kızbaz’ın üstlendiği, Imagine Film Productions tarafından hazırlanan ‘Mevlana Aşkın Dansı’ dramatik belgesel filminin galası yapıldı.

Çekimleri 6 farklı ülkede 2 yılı aşkın bir sürede tamamlanan belgesel film, davetlilerin de beğenisini kazandı. İş, sanat ve siyaset dünyasından önemli işlerin katıldığı gecede, genç yönetmen Kızbaz’a övgüler yağdı.

Senaryosunu yazıp yönettiği ’Mevlana Aşkın Dansı’nı çekme amacının Mevlana’nın barış ve sevgi çığlığını tüm dünyaya duyurmak olduğunu söyleyen yönetmen Kızbaz, ’sevgi’ belgeseli olarak nitelendirdiği filmini dostluk ve hoşgörü felsefesiyle kurguladığını belirtti.

Filmde Mevlana’yı Mevlana’nın 24. kuşaktan torunu Sinan Tuzcu canlandırdı. Filmde Tuzcu’nun yanı sıra Burak Sergen, Özcan Deniz, Müşfik Kenter, Selçuk Yöntem, Turan Özdemir, Nesimi Kaygusuz ve Kıvanç Solmaz gibi değerli isimler rol aldı. Filme sesleriyle hayat verenler Yıldız Kenter, Yılmaz Erdoğan, Cüneyt Türel, Meltem Cumbul ve Mehmet Atay. Belgeslin yurtdışındaki seslendirmelerini ise Gerar Depardieu ve Morgan Freeman gibi büyük isimler üstlendi. Müzikler ise Yansımalar/Kalan müzik, Ömer Faruk Tekbilek, Burcu Güneş ve Sezen Aksu yaptı.

Galaya filmde rol alan Özcan Deniz katılmadı…

Kıvanç Kasabalı Röportajı

Kıvanç Kasabalı Röportajı

Eşimin tecavüz sahnesini izlerken boğazıma bir yumruk düğümlendi.

kıvanç kasabalı

“Yaprak Dökümü”nün Cem’i Kıvanç Kasabalı, “Menekşe ile Halil”in Menekşe’si eşi Sedef Avcı’yla mutlu bir evlilik sürdürüyor. Kasabalı, dizide ihanete uğramış bir adamı canlandırırken, Sedef Avcı’nın canlandırdığı Menekşe karakteri ihanete uğradığına inanan bir adam tarafından tecavüze uğruyor. Eşinin tecavüz sahnesini seyrederken zorlandığını ve boğazına bir yumruk düğümlendiğini belirten Kasabalı, “Sedef de kendini ağlayarak izledi” dedi.

“Yaprak Dökümü” ilk oyunculuk deneyiminiz mi?

- Evet, ilk oyunculuk deneyimim.

Peki daha önce hiç teklif gelmedi mi?

- 10 yıldır mankenlik yapıyorum. Oyunculuk teklifleri de geldi, ama kısmet olmadı. Oyunculukla ilgili eğitim almadan yapmak istemiyordum. Hep, “Daha vakit var nasıl olsa” diyordum. Sonra da askere gittim zaten.

Peki planladığınız gibi oyunculuk eğitimi alabildiniz mi?

- “Yaprak Dökümü”ne başlamadan önce Şahika Tekand’ın oyunculuk kurslarına gittim. Fakat o dönem evlendiğim için ara vermek zorunda kaldım. “Yaprak Dökümü”nden teklif geldiğinde hemen görüşmeye gittim. Canlandıracağım karakter üzerine konuştuk. Zaten 5, 6 bölümlük bir rolüm vardı. Uzun sürecek bir rol değildi ama hálá devam ediyor. Daha önce “Kanlı Düğün” adlı bir dizide Zafer Ergin’in gençliğini canlandırmıştım iki bölüm. Ama tabii ki onu tam bir deneyim olarak saymıyorum. Kamerayla tanışma gibi bir şey olmuştu.

Kamera karşısına geçip rolünüzü canlandırmaya başladığınız o ilk an neler hissettiniz?

- Çok heyecanlandım. Beni rahatlatan oradaki sıcak ekipti. Bir de dizide çok usta oyuncular var. Ekip sayesinde uzun zamandır onlarla çalışıyormuşum gibi bir hava yakaladım.

Peki bundan sonrası için “Artık hep oyunculuk yapmak istiyorum” diyor musunuz? Asıl mesleğiniz ne olacak, mankenlik bitti mi?

- Bitmedi aslında, ara ara yapıyorum. Ama öyle eskisi kadar piyasada iş yok. Tekstil firmaları reklam gelirlerini kıstı. Eskisi gibi defile yapmıyorlar. Zaten yapılırsa da büyük kampanyalar yapılıyor. Onlarda da yabancı mankenler kullanıyorlar. O yüzden bundan sonraki yerimiz oyunculuk. Bir de oyunculuğun tadını aldıktan sonra insan gerçekten bırakamıyor.

Bizim ülkemizde mankenlikten sonra oyuncu ya da şarkıcı olmak bir kural gibi. Bu konuda sizin fikriniz nedir?

- Yol sizi oraya götürüyor. Çünkü o ortamın içindesiniz. Mankenlik de yapsanız, yıllarca ister istemez yapımcılarla, reklam ajanslarıyla görüşüyorsunuz. O yüzden mankenler de dizi oyunculuğuna kayıyorlar.

/_np/7993/5427993.jpgKIVANÇ TATLITUĞ’UÇOK TAKDİR EDİYORUM

10 yıldır bu işi yapmanıza rağmen, yeterince tanınmamanız biraz da yapınızdan kaynaklanıyor olmalı…

- Nasıl diyeyim; magazinsel yönüm yok. Genelde işimi yapıp, evime gittim hep. Bir de erkek manken olarak baktığınız zaman, kadınlar kadar ön planda olmuyoruz. Bizim dönemden Burak Hakkı ve Mehmet Akif Alakurt var mesela. Şimdi oyunculuk yapıyorlar. Mankenlik zamanında hep geri planda kaldık.

Hayatınızda en medyatik olduğunuz zaman Tuba Ünsal’la birlikte olduğunuz zamandı herhalde…

- O zaman da ön planda olmayı tercih etmedim. Genellikle geri planda kaldım.

“Keşke hiç yaşamasaydım o ilişkiyi” dediğiniz oluyor mu?

- Yaşandı ve üstünden yıllar geçti. Aklımda bile yok artık. O dönemden sonra askere gittim. Bir yıl kadar yoktum burada. 2001 gibi de Sedef’le tanıştım zaten.

İlaç gibi geldi mi Sedef Avcı?

- Geldi tabii. O yüzden mutlu bir insanım zaten. “İyi ki de evlenmişim” diyorum. Beş yıllık bir flört dönemimiz oldu. 2001 Miss Turkey yarışmasında tanışmıştık. Gaye Sökmen Ajans düzenliyordu yarışmayı. Bana da “Yarışmacılara kavalye olmak için katılır mısın?” dedi Gaye Abla. Ben de kabul ettim. Aslında Sedef’in kavalyesi değildim. Ama arkadaşlarla konuştum ve Sedef’in kavalyesi oluverdim!

Siz mankenlikte eşinizden daha mı kıdemlisiniz?

- Aslında ikimiz de aynı dönemde ajansa gelmişiz olabiliriz. Ama Sedef okuluyla daha çok ilgilendiği için çok iş yapmıyordu o dönemde. Gelen teklifleri; “Okulum daha önemli” diye kabul etmiyordu. Bir tek Miss Turkey yarışmasından sonra işler yoğunlaşınca okulla işi bir arada götürdü.

Sizin yürüdüğünüz yolda önceden yürüyen ve örnek aldığınız birileri var mı?

- Mankenlikten gelen ve benim beğendiğim 3-4 kişi var; Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ, Burak Hakkı ve Mehmet Akif Alakurt. Adaşım Kıvanç’ı çok takdir ediyorum. Oyunculuğunu da beğeniyorum.

Dizide eşinizin canlandırdığı Menekşe tecavüze uğruyor. O sahneyi izleyebildiniz mi?

- Sedef’le beraber izledik. Hatta Kıvanç da vardı. Çok duygulandım. Çığlık atamıyor, ağzı bantlı. Bir yumruk düğümlendi boğazıma. Sedef de izlediği zaman tutamadı kendini, ağladı. Gerçek hayatta böyle bir şeyi Allah kimsenin başına vermesin. Nasıl davranılır bilmiyorum ama en güzel şey; dizideki gibi insanın eşine sahip çıkmasıdır.

Üç kişilik mutlu bir aileyiz

/_np/7989/5427989.jpgEşinizle birbirinize vakit ayırabiliyor musunuz?

- Benim setim en fazla haftada iki gün sürüyor. Sedef ilk başlarda çok yoğundu. Gece geç saatlerde geliyor, “iyi geceler” deyip yatıyordu. O dönemlerde biraz sıkıntı yaşadık. Son iki aydır rahatız. Haftanın üç günü çalışıyor. Onun dışında birbirimize vakit ayırıyoruz. Köpeğimiz Oscar var; Golden Retriever. Sedef bir gün barınağa gitmiş. Oscar’ın fotoğrafını çekip yolladı; “Kıvanç burada bırakmışlar. Bunu alabilir miyiz” diye sordu… Zorlanacağımızı düşündüm. Çünkü ikimiz de çalışıyoruz. Ama dayanamadım. Ertesi gün gittik, gerekli işlemleri yaptık ve Oscar’ı aldık. Şimdi üç kişilik mutlu bir aileyiz.

Yaban Gülü


Yaban Gülü

İki kadının yaşam mücadelesi “Yaban Gülü”

İki kadının yaşam mücadelesini anlatan “Yaban Gülü” izleyenlerin gönüllerine taht kurmaya hazırlanıyor! “Yaban Gülü” çok yakında atv’de başlıyor!
Yaban Gülü esen rüzgarla savrulan iki kadını anlatıyor…

Bu kadınlardan biri olan Ayten bir anne… Yetişkin bir oğlu bir kızı var. Ayten eşini yitirmiş, beş parası olmayan bir kadın… Hem çocuklarını korumaya hem de ailenin maddi ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Para kazanması şart, ama bunu yaparken etik değerlerden ve adalet duygusundan ödün vermiyor. Belki eğiliyor, ama kırılmıyor. Diğer mücadele kızı Laçin’in mücadelesi… Laçin yaşadıklarıyla paranın bir güç olduğu sonucuna ulaşmış. Parayı kazanabilmek için hiçbir engel tanımıyor. Her yolu doğru kabul ediyor. Hatta, yıllar önce dedesinin annesini evlendirmek istediği Selim’le sadece zengin olduğu için beraber yaşamayı kabul edecek kadar engel tanımıyor… Yaban Gülü yaşam mücadelesinde iki ayrı kulvarda koşan iki kadının öyküsü… Bir varoş mahallesinde büyüyen kendi yoksul hayalleri zengin bir genç kız olan Laçin, babasının öldürülmesinden sonra annesi Ayten ve erkek kardeşi Ömer’le zor durumda kalmıştır. Aileyi geçindirmek için okulu bırakan Ömer çok çaresiz kaldığı bir sırada bir soygun çetesine katılmak zorunda kalır. Laçin, tanınmış bir iş adamının biricik oğlu olan Hakan’la tanışıncaya kadar yaşıtı genç kızlar gibi aşık olmayı, evlenmeyi, güzel bir hayat sürmeyi düşlemiştir. Hakan’a aşık olur ve bir anda kendini bulutların üzerinde bulur. Oysa Hakan’ın amacı sadece bu güzel ve saf kızla biraz gönül eğlendirmektir. Hakan’ın babası ikisini birlikte yakalayınca Laçin’i aşağılar ve hakaret eder. Bu travma, o günden sonra Laçin’i tümüyle değiştirir. Laçin başarılı olmaya, güçlü olmaya, kendisini küçümseyen bu insanlara bir ders vermeye and içer. Ve kızın yükselişi başlar. Bundan sonra Laçin aşka kalbinin kapısını kapatacak ve hep özendiği, uzaktan baktığı yüksek çevrelerde bir fırtına gibi esecektir. Ama her şeye rağmen Hakan’ı hiç unutmamıştır. Gün gelir, çoktan başka bir kızla evlenmiş olan Hakan da onun önünde eğilir. Daha önce kendisini dışlayan, umursamayan insanlar artık bu güçlü, güzel ve gururlu genç kadına hayrandır. Laçin, bütün sevgisine rağmen Hakan’ı reddeder.

Livaneli’den Uğur Mumcu filmi

“Kendi Ağıdına Ağlamak” isimli kısa filmin özel gösterimi Zülfü Livaneli ve dostlarına yapıldı…

Gazetecİ Nebil Özgentürk’ün hazırlayıp sunduğu Türkiye’nin Hatıra Defteri isimli belgeselde yer alacak olan ve Zülfü Livaneli tarafından çekilen “Kendi Ağıdına Ağlamak” isimli kısa filmin özel gösterimi Livaneli ve dostlarına yapıldı.

Önceki gece gösterimi gerçekleşen ve başrollerini Güven Kıraç ile Emre Kınay’ın oynadığı “Kendi Ağıdına Ağlamak” filminin gösterimi sırasında duygusal anlar yaşandı. Filmi Mumcu’nun kızı Özge Mumcu da izledi.

Konusunu Fransa’nın başkenti Paris’te Zülfü Livaneli’yi ziyaret eden Uğur Mumcu’nun, Livaneli’nin bir bestesiyle ilgili yaptığı yorumdan alan filmin gösteriminin ardından İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, sinema sanatçısı Halil Ergün ve Yavuz Bingöl gazeteci yazar Mumcu’yu konuşmalarıyla andı. Film, 2 Mayıs Cuma günü CNN Türk’te Özgentürk’ün hazırlayıp sunduğu Türkiye’nin Hatıra Defteri isimli programında yayınlanacak.

Lost'a Turkce Diyalog


Milyonlarca fanatiği olan Lost dizisinin son bölümünde ilginç bir olay yaşandı.

Dizideki Benjamin karakterinin yolu bilinmeyen bir nedenle Irak’a düştü. Karşısında iki eli silahlı askeri gören Ben, önce “İngilizce biliyor musunuz?” diye sordu.

Cevap alamayınca Türkçe olarak “Türkçe biliyor musunuz?” dedi. Benjami’nin bu diyaloğu Türk fanatikleri için hoş bir sürpriz oldu.










Köprü’ye “Toplumsal Etik Ödülü"
Koliba Film tarafından Star TV için çekilen ve izleyici sayısını her geçen gün artıran KÖPRÜ dizisi, yeni yılın ilk ödülünü Toplumsal Etik Derneği’nden aldı.

“2007 Yılı Meslekte Etik Davranışları Teşvik Ödülleri” geçtiğimiz Cumartesi günü Ankara’da düzenlenen bir törenle dağıtıldı. Siyasetçilerden sanatçılara, gazetecilerden sivil toplum örgütü temsilcilerine kadar pek çok ismi bir araya getiren ödül törenine katılan Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, duygusal anlar yaşadı. Yazıcıoğlu, Denizli Valisi iken bir kazada yaşamını yitiren ağabeyi Recep Yazıcıoğlu’nun yaşam öyküsünü anlatan Köprü romanının yazarı Ayşe Kulin’e ödülünü verirken, “Rahmetli ağabeyimi bize her hafta hatırlatan ve duygusal anlar yaşatan birisi olduğu için Kulin’e ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. Törende Köprü’nün ödülünü ise dizi oyuncularından Evren Bingöl ve Koliba Film’den Koray Tufan Müezzinoğlu aldı.

Aman Annem Görmesin





Kandemir Konduk ve Yasemin Yalçın güldürmek için dönüyor
Biri ekranların kahkaha makinesi,Türkiye‘nin en güçlü kadın komedyeni
Yasemin Yalçın...
Diğeri “Perihan Abla”, “Mahallenin Muhtarları” gibi yıllar süren unutulmaz dizilerin yazarı Kandemir Konduk...

Atv ekranında “Aman Annem Görmesin” için bir araya geliyor...
Hem asabi hem komik olan Kaçik Hatçe (Yasemin Yalçin) ile Palavraci biri olan Tras Hayri‘nin (Tarik Pabuçcuoglu) çocuklari birbirlerine deli gibi asik. Ne var ki, Kaçik Hatçe yillar önce kocasinin ölümüne neden olduguna inandigi Tras Hayri‘den nefret ediyor. Bu durumda da gençlerin birlesmesi imkansiz görünüyor... Onlarin disinda, esnafin, ev kadinlarinin yasadiklari da yalnizca o mahallede degil Türkiye‘deki yüzlerce kasabadaki, küçük kentlerdeki yasamlara bir ayna tutuyor

Yeni Dizi: Elim Sende

Yakında: Elim Sende

Elim Sende’nin ana karakteri Ayla , Ege’nin şirin bir kasabasında doğmuş, ailesini kaybettikten sonra kendisine çok düşkün olan babaannesi ve yıldızının barışmadığı amcası tarafından büyütülmüştü.Ayla’nın evliliği bir gün eşinin kendisini aldattığını öğrenmesiyle sallantıya girecek ve kızı Eylül’ü de alan Ayla bir süreliğine , yıllar önce ayrıldığı kasabaya gidecektir. Kasabaya dönüş Ayla için, arasının bozuk olduğu amcasıyla, kendisine yabancı gözüyle bakan kasaba’yla, ve en önemlisi kendisiyle bir çatışma yaratacaktır.